Mamografi

Mamografi nedir?

Mamografi, meme muayenesinde saptanamayacak kadar küçük anomalilerin tespit edilmesi amacıyla düşük dozda çekilen bir meme röntgen filmidir. Günümüzde en önemli meme kanseri teşhis yöntemidir. Erken teşhis amacı ile belirli bir yaştan sonra düzenli olarak çekilmesi önemlidir.

Mamografi çekimi için hazırlık gerekli midir?

Mamografi çekimi için hiçbir ön hazırlığa gerek yoktur. Mamografi çekilirken meme, iki tabaka arasında birkaç saniye hafifçe sıkıştırılır. Bu nedenle memelerin en az hassas olduğu zamanda mamografi çekilmesi, özellikle memeleri hassas kadınlara önerilmektedir. Adet bitimini takip eden hafta, memelerin hassasiyetinin en az olduğu zamandır. Adetin günü ile mamografik görüntü kalitesi arasında ise bir ilişki mevcut değildir.
Mamografi çekilirken belden yukarısı çıplaktır. Bu nedenle çekime gelirken iki parça elbise giyilmesi önerilir. Bu sayede çekim sırasında belden üstü kolaylıkla çıkartılabilir. Filmi etkileyebileceğinden, koltuk altlarına deodorant, talk pudrası, losyon gibi şeyler sürülmemelidir.

Silikon implantı ile mamografi çekilebilir mi ?

Silikon implantı bulunanlarda mamografiye mani bir durum mevcut değildir. Mamografi çekilirken yapılan hafif sıkıştırmanın implanta bir sakıncası da olmamaktadır. Silikon implantınızı çekimi yapan teknisyene belirtiniz, doz ve pozisyonlamadaki ince ayarlar implantınıza göre yapılabilsin. Silikon yoğun görünümlü yapısı nedeniyle memenin bazı bölümlerinin görüntülenmesinde kısmi bir kısıtlamaya sebeb olmaktadır. Silikon implantı bulunanlarda mamografi ile birlikte mutlaka ultrasonografide yapılmalıdır. Ultrasonografi ile memedeki kör noktalar azalmış olacağı gibi, silikon implant bütünlüğüde daha iyi kontrol edilir. Silikon implantı bulunan kadınlara tüm kadınlarda olduğu gibi tarama amaçlı yılda bir mamografi ve ultrasonografi yaptırılmalıdır.

Mamografi tüm meme kanserlerini yakalıyor mu?

Ne yazık ki hayır. Mamografi memenin veya kanserin yapısına bağlı nedenlerle meme kanserlerinin bir kısmını optimal şartlarda yapılsa bile gözden kaçırabilmektedir.
Gözden kaçırma oranını düşürmek için yoğun fibrokistik yapılı memelerde, mamografiye ilave olarak bir de ultrasonografi ile kontrol yapılmaktadır.

Mamografide geçen BİRADS sınıflaması nedir ?

BİRADS ‘ Breast İmaging Reporting And Data Systems’ olarak ifade edilen meme raporlaması ve data kayıt sisteminin baş harflerinden oluşan raporlama yönteminin adıdır. Bu yöntem ile amaçlanan mamografi ve diğer meme radyoloji raporlarına herkesin kolay anlayabileceği ve üstünde anlaşabileceği bir standadizasyon getirmek ve raporların sonucunda belirtilen kategori ile bundan sonra ne yapılacağı konusunda yol gösterici olmaktır.
Kategori 0: İlave görüntüleme yöntemlerine ihtiyaç var
(Tek yöntemle kesin kanaat edinilemeyen olgular)
Kategori 1: Normal mamogram
(Kanser lehine bulgu saptanmayan tetkik)
Kategori 2: Benign bulgular
(kist vb iyi huylu olduğu kesin olan bulgular taşıyan inceleme)
Kategori 3: Muhtemelen benign bulgular
(saptanan bulgunun altından bir kanser çıkma ihtimali maksimum %2 olan olgular)
Kategori 4: Şüpheli bulgular (kanser ihtimali %2-95 olan bulgular içeren grub)
4A: hafif derecede kuşkulu (Malignite ihtimali % 2-10)
4B: orta derecede kuşkulu (malignite ihtimali % 10-50)
4C: ileri derecede kuşkulu (malignite ihtimali % 50-95)
Kategori 5: Yüksek olasılık ile malignite düşündüren bulgular (Malignite ihtimali % 95-99 olan bulgular içeren olgular)
Kategori 6: Malign olduğu bilinen (biyopsi ile verifiye) ancak henüz kesin tedavi uygulanmamış olgular

Meme biyopsisi nedir ?

Meme biopsisi gerektiği durumlarda memenin bir bölümünden doku örneği alınıp, bu örneğin mikroskobik yöntemlerle patologlar tarafından incelenmesidir.
Mamografi ultrasonografi veya magnetik rezonans tetkikte memede şüpheli bir bölge tespit edildiğinde, bu şüpheli bölgenin ne tür hücrelerden oluştuğu, kanser hücreleri içerip içermediğini anlamak için yapılır. Şüpheli bölge için operasyon yapıp yapmamaya, Yapılacak operasyonun cinsine ve genişliğine karar vermek için biyopsi yapılır.

Meme biopsisinde radyoloğun fonksiyonu nedir ?

Meme biopsileri görüntüleme yöntemlerinde saptanan şüpheli bölgelere yapılır. Bu şüpheli bölgelerin sıklıkla elle muayenede bir karşılığı mevcut değildir. Radyolojik yöntemlerin (ultrasonografi, mamografi veya magnetik rezonans) rehberliğinde şüpheli bölgeden ıska geçmeden, hastaya en az zarar verilecek şekilde, yeterli miktarda doku, radyolog tarafından, patolojik inceleme için, çeşitli iğnelerle alınır. Histopatolojik tanı gerektiren bir durumda radyoloğun görevi ; Hasta için en az zararlı patolog için en fazla bilgi veren biyopsi yolunu seçip uygulamaktadır. Betatom’ da konusunda uzman deneyimli radyologlar çalışmaktadır.

Mamografi çektirmek riskli midir? Röntgen çekimi sırasında alınan X –ışını tehlikeli miktarlarda mıdır?

Mammografi ; X ışını ray kullanarak, memenin röntgenini çeken özel bir alettir. İki ayrı pozisyonda toplam dört adet film çekilir. Dozu stardartlara uygun mamografinin verecegi zarar ihmal edilecek kadar düşüktür. Mamografi teoride ionizan ışın kullanan bir tetkik olduğu için kanser kanseri tetikleme ihtimali mevcuttur. Yaklaşık milyon mamografi bir kanser tetiklerken yaklaşık her yüz mamografiden birinde kanser yakalanmaktadır. Bu hesapla yararı zararının 10.000 katıdır.

Meme kanseri nedir? Belirtileri nelerdir?

Meme, süt bezleri ve burada üretilen sütü meme başına taşıyan kanallardan oluşur. Bu süt bezleri ve kanalları döşeyen hücrelerin, kontrol dışı olarak çoğalmaları ve vücudun çeşitli yerlerine giderek çoğalmaya devam etmelerine meme kanseri denir.
Meme kanseri, bayanlarda ölüme en çok neden olan kanserlerden biridir. Tüm ömür boyu bir kadının meme kanserine yakalanma riski yaklaşık 1/10 dur. Kanser , meme içinde zaman içinde büyür. Erken safhada herhangi bir belirti vermezken daha sonra memede ele gelen sertlik, meme ucunda veya ciltte çekinti, meme ucundan kanama gibi belirtiler verebilir. Sonrada ayni taraftaki koltuk altı lenf bezlerine ilerler ve bu bezlerin büyümesine sebep olur. Daha ileri evresinde beyin , karaciger , akciger gibi hayati organlara atlar ve ölüme neden olur.
Aşağıda değişiklikler fark edildiğinde, gecikmeden bir hekime baş vurulmalıdır: Memede iki haftadan uzun süre ele gelen sertlik veya kitle, Meme derisinde kalınlaşma, şişme, renk değişikliği, Meme başında kalınlaşma, kızarıklık veya yara olması, Memede veya meme başında içeri doğru çekinti olması, Memenin şeklinde değişiklik, Meme başlarının pozisyonlarında değişiklik, Meme başında ortaya çıkan akıntı kanserin habercisi olabilir.

Meme kanserini artıran risk faktörleri var mıdır?

Bazı özellikleri taşıyan kadınlarda, meme kanserinin daha sık görüldüğünü biliyoruz. Bu özelliklere risk faktörleri diyoruz. Bu risk faktörlerini taşıyan kişilerin mutlaka meme kanserine yakalanacakları söylenemez. Sadece, bu faktörleri taşımayanlara göre, daha fazla meme kanserine yakalanma olasılıkları olduğunu biliyoruz. Bu faktörleri taşımayan kişiler de meme kanserine yakalanabilirler. Meme kanserine yakalanan kadınların yarısı, bu risk faktörlerini hiç taşımamaktadır. Bu nedenle, risk faktörlerinin taşımayan kişilerinde olağan kontrollerini düzenli yaptırmaları önemlidir.
Birinci derece akrabada (anne, kızkardeş ve kızı) meme kanseri varlığı en önemli risk faktörüdür. Örneğin, kız kardeşi veya annesi meme kanserine yakalanan bir kadının, ömür boyu meme kanserine yakalanma riski % 12-14 den (% 12-14 tüm kadınlar için ömür boyu risk) % 18-20 ye çıkmaktadır. Bu durumda olan kadınlar daha sık ve dikkatli izlenmelidir, riskin büyüklüğüne göre bu durumda olan kadınlarda tarama başlangıç yaşı ve tarama metodlarında değişikler söz konusudur.
Birden fazla birinci derece akrabalarında meme kanseri bulunan kadınlar, meme kanseri genetik danışmanlığının yapıldığı kliniklere baş vurarak risklerini hesaplattırmaları gerekir. Eğer aile geçiş riski yüksek bulunursa, genetik test yapılabilir.
Meme kanserine yakalanma riskini artıran en önemli ikinci faktör yaştır. İleri yaş önemli bir risk faktörüdür. Yeni meme kanseri tanısı konan kadınların % 70’i, 50 yaş üzerindedir. Diğer bir deyimle, yaşı 50 yaş üzerinde olan kadınlarda meme kanseri görülme sıklığı, yaşı 50 yaşın altında olan kadınlardan 4 kat daha fazladır.
Kişisel meme kanseri hikayesi: Daha önce meme kanseri geçirmiş ve tedavi olmuş kadınlarda, diğer memede kansere gelişme olasılığı normal kadınlara göre 3-4 kat daha fazladır
Daha önce meme biopsisi yapılmış olması: Memede bir kitle nedeni ile biopsi yapılmış ve iyi huylu bir tümör saptanmış olabilir. Bazı kanser olmayan iyi huylu tümörlerin bulunması, kanser gelişme riskini değişik oranlarda artırabilmektedir. Bu, tümörün hücresel yapısına göre değişir. Örneğin, yapılan bir biopside, çıkartılan kitlenin patolojik incelemesi sonucu atipik hiperplazi tanısı konmuş kadınlarda ( bu tamamen iyi huylu bir tümördür), meme kanseri gelişme oranı normal kadınlara göre daha fazladır.

Diğer daha önemsiz risk faktörleri ise aşağıdaki gibidir:

ilk adetin başlangıç yaşı; Adet görmeye erken başlanması, menapoza geç girilmesi, fertil cağı uzatmaktadır. Bu sırada kadın daha uzun süre östrojen hormonu etkisi altında kalmakta, meme kanseri gelişme riski artmaktadır. Erken menopoza giren kadınlarda hormon tedavisi yapılmıyor ise, meme kanseri riski önemli ölçüde azalmaktadır. Elli yaşından sonra adet görmeye devam eden kadınlarda, meme kanserine yakalanma riski az da olsa artmaktadır.
Doğurganlık hikayesi: İlk çocuğu doğurma yaşı önemlidir. İlk çocuğunu 30 yaşından sonra doğuran kadınlarda meme kanseri görülme oranı 20 yaşından önce doğuranlara göre 2 kat fazladır. Hiç çocuk doğurmayan kadınlarda risk hafif yükselmektedir .
Sosyoekonomik seviyenin yüksekliği: Varlıklı, sosyoekonomik düzeyi yüksek olan kadınlarda, meme kanseri görülme oranı daha fazladır. Bu ailelerin kızları daha iyi beslendikleri için daha erken gelişmekte ve erken yaşta adet görmeye başlamaktadır. Ayrıca bu çocuklar büyüdükleri zaman eğitim ve iş nedeni ile daha geç evlenmekte ve daha geç çocuk sahibi olmaktadırlar. Bu nedenlere bağlı olarak fertil çağın erken başlaması, geç doğurma gibi nedenler sebep olarak sayılabilir.
Östrojen hormonu tedavisi görenler: Menopoz nedeni ile uzun süre östrojen tedavisi ( 5 yıldan fazla) gören kadınlarda, meme kanseri oranı kısmen artmaktadır. Bu nedenle, menopoz yakınmalarının azaltılması amacı ile, östrojen verilmesi önerilebilir fakat, mutlaka bir hekim kontrolu altında yapılmalıdır.
Doğum kontrol hapı kullanılması: Bu konuda farklı görüşler olmakla birlikte hafif bir risk artışı olduğu ileri sürülmektedir. On yıl önce doğum kontrol hapını bırakmış olan kadınlarda ise, bu risk tamamen ortadan kalkmaktadır.
Alkol kullanılması: Fazla alkol alan kadınlarda, almayan kadınlara göre risk nispeten artmaktadır. Günde 3 bardak yüksek dereceli alkol içen bir kadının meme kanserine yakalanma riski, hiç içmeyen kadına göre 2 kat daha fazladır. Sigara: Sigaranın kesin bir etkisi gösterilememiştir Şişmanlık ve yağlı beslenme: Bazı çalışmalarda şişmanlığın, özellikle 50 yaş üzerindeki kadınlarda meme kanserine yakalanma riskini artırdığı gözlenmiştir. Özellikle, doymuş yağların fazla bulunduğu yağlı et gibi yemekler ve yağlı süt ürünlerinin fazla alınmasının bu riski artırdığı ileri sürülmüştür.

Meme kanseri riski azaltılabilir mi ?

Yoğun egzersiz ve jimnastik yapan kadınlarda meme kanseri riskinin azaldığı gözlenmiştir. Bu nedenle, tüm kadınlara önerilmektedir. Beslenme:Meme kanseri ile beslenmenin önemli ilişkisi vardır. Sebze ve meyveden zengin beslenme, ağır yağlı yiyeceklerden uzak durulması önerilmektedir. Günlük gıda alımına C vitamini, betakaroten gibi antioksidanların eklenmesinin koruyucu etkisi olduğu ileri sürülmektedir. Özetle; şişmanlığın azaltılması, alkol alınıyorsa bırakılması. Hafif egzersiz yapılması, sebze ve meyvenin bol tüketilmesi, gibi basit önlemler ile meme kanseri riski % 30-40 oranında azaltılabilmektedir.
En önemli risk faktörü olan birinci derece akrabadaki meme kanseri değiştirilemez bir risktir.

Meme kanseri önlenebilir mi?

Tıp henüz meme kanserini önleyebilecek bir yaşam tarzı, ilaç veya aşı bilmemektedir. Bununla birlikte meme kanseri erken yakalandığında tedavi edilebilen bir hastalıktır. Erken tanı sayesinde, meme kanserinin getirdiği sorunlar büyük oranda çözülebilmektedir. Bu sayede hastalığın yaptığı hasar en aza indirilebilir, yaşam süresi ve kalitesi önemli ölçüde arttırılabilir. Erken teşhis için bilinen en iyi ve etkili çözüm, kadınların risk durumlarına göre belirlenmiş olan tarama programına uyarak mamografilerini ve gerekli diğer tetkikleri düzenli yaptırmasıdır.

Meme kanseri taraması nasıl yapılır?

Mammografi, memenin rontgen filminin çekilerek, kanserin erken dönemde saptanmasına sağlayan bir yöntemdir. Bu yöntem ile, toplumda belirli bir yaşın üstündeki tüm kadınların meme filmi çekilerek, meme kanseri erken safhada yakalanmaya çalışılır. Bu şekilde toplumda meme kanseri taramasının yapılabildiği mamografiye, tarama mamografisi denir.
Tarama mammografisi, dünyada en yaygın kullanılan meme kanseri erken tanı yöntemidir. 40 yaş üzerindeki her kadının 70 yaşına kadar her yıl mamografi çektirmesini önermektedir. Yüksek riskli hasta durumlarında taramaya ultrasonografi ve magnetik rezonansta eklenebilmektedir.

Meme kanseri tedavi edilebilir mi?

Meme kanseri ne kadar erken evrede yakalanırsa tedavi şansı o kadar yüksektir. Kabul gören tedavi, kanserli dokunun cerrahi yoldan çıkarılmasıdır. Kanserin evresine ve operasyonun şekline göre cerrahi tedaviye radyoterapi ( şua, ışın ) ve kemoterapi (ilaç) eklenebilir. Erken teşhis ile tedavinin gücü artmaktadır.

Kişinin kendi kendini muayenesi önemlimidir? Nasıl yapılır?

Kişinin kendi kendini elle muayenesinin meme kanserini erken yakalanması için iyi bir yöntem olmadığı çeşitli araştırmalarda gösterilmiştir. Ancak kişide bir meme kanseri bilinci oluşmasına yardımcı olmaktadır. Eğer kişinin kendi kendine muayenesi sizde anksiyetye (evham’a) neden oluyorsa yapmayabilirsiniz. Ruh sağlığınızın tedavisi daha güç olabilir.
Her ay kendisini düzenli olarak kendisini muayene eden bir kadın, memesinde ortaya çıkan bir kitleyi daha erken fark edebilir.
Muayene için aydınlık bir ortamda aynanın karşısında dik durarak kollar vücudun iki yanına sarkıtılır. Bu pozisyonda memelerin bir ay önceki durumuna göre büyüklük ve biçim açısından aynı olup olmadığı, deri yüzeyinde ve meme başında değişiklik görülüp görülmediği incelenir. Ayrıca bir yerinde kızarıklık, ele gelen bir kitle, özellikle meme başında içe çökme yada çekilme olup olmadığı araştırılmalıdır. Daha sonra kollar yukarı kaldırılıp memenin biçimi, büyüklüğü ve yüzeyi kontrol edilir.

Yatarak yapılan elle muayenede memeyi düzleştirip göğüs kaslarını germek için kol başın üzerine kaldırıldıktan sonra koltuk altı sınırından meme başına ve göğüs kemiğinden meme başına doğru enine bir paralel çizgi izlenir. Meme dokusunda saptanan her değişiklik tümör değildir. Normal olarak meme dokusu küçük yumrulardan oluşur. Bu yumrular adet kanamasından önce belirginleşir yada düzensizleşir. Herhangi bir kuşku durumunda mutlaka hekime başvurulmalıdır.

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ